YAZMAK? bu gün biraz pervasızca.
yazmak buraya uzun zamandır yapmadığım bir şey. ama bu demek değil ki yazmıyorum.
şimdi biraz övünmek mi der insan hakkını teslim etmek mi bilmem biraz buraya kendimi anlatmak istedim o kadar.
yazmaya burada başlamadım ama hayatımda yazma eylemini barındırmak istediğimde bu blog u açtım.
bazen çok içimi döktüm bazen saçmaladım ve dönem dönem blogdaki yazılarımı silip baştan başladım hatta ismi bir çok kere değişti, aslında belki de bu yüzden yazının hayatımdaki şu anki yeri hakkında buralara gelmek sitedim.
arada bakınıyorum takip ettiğim bloglara ama pek yazan kalmamış biraz da bu beni rahatsız etti günlerdir gece yatmadan önce benim takip ettiklerim dışında aktif bloggerler var mı diye merak ediyorum yaşadığım hayal kırıklığını hiç başkasının benim bloguma bakıpta hissedeceğini düşünmesem de son günlerde acaba diyorum bu yüzden de geldim buraya yani aslında birden fazla duyguyla yazıyorum.
karma karışık yazdığımı biliyorum yazılarımı dönüp düzeltebildiği kadar düzeltmeyi öğrenen biri olarak bu sefer ellerimin kafamdaki seslere ne kadar hızlı yetişebilirse o kadarıyla kalmasını istiyorum sanırım.
bu aralar bir zine de yazıyorum ve güzel bir blog da ilk yazımı yazdım daha sonrasında hayatımın bir yerinde zorla da olsa müzik yapmak istediğimi şarkı yazmak istediğimi fark ettim ve şarkı sözleri yazmaya başladım.
isterseniz bunların hikayesine geçeyim.
uzun zamandır yazmadığım gerçeği ile boğuştuğum içten içe üzüldüğüm zamanlardı arkadaşım dostum çok nuzun zaman önce ilham aldığı bir işaretle bir işe girişti.
beni aradı hatırlıyor musun demişti bir zine yapmak istediğimi söylemiştim yapıyorum ve sende katılıyorsun.
açıkcası zine in ne olduğunu bilmediğimi ona hiç söylemedim ayak uydurdum ve dedim ki ben resim çizemem kendime o konuda güvenmiyorum bana bir şeyleri yapıp onların fotoğraflarını çekebileceğimi de söyledi.
elbette hemen tama demedim, ben biraz korkak bir kızım istemsizce garanticiyim altından kalkamayacağımı düşündüğüm şeyi deneme payı verilse de denemekten kaçınırım.
biraz bızıklandım bilmiyorum yapamayabilirim, dostum bu çok gergin bir iş yapamayabilirim emin değilim falan dedim ama hevesliydi arkadaşım dene diye bir iki kere daha dedi ve bende kabul ettim ilk sayımız geldi ve ben ne bir şey çizebildim ne de yapıp fotoğrafını çekebildim geç kalınmış denebilecek ama benim için hiç de geç hissettirmeyen öğrencilik hayatımla sorumluluklarımı yerine getirmek karman çorman olmuştu.
son günlere gelmiştik ve ben artık dedim ki. yazı yazacağım.
yazdım sonra yine yazdım biraz resim çizdim ve sonunda ilk üç yazıdaydı sanırım rahatladım.
şimdi böyle diyince uzun zamandır süren bir durum değil bu kaçıncı sayıdayız dertseniz 7. sayımızın çizimleri ve yazıları bir araya gelmedi daha
bunun üstüne anemin çocukluk arkadaşı olan teyzemin blog unda yazmam için teyzem bana konu verdi eli belinde motifi.
onu yazdım ama haftada bir yazmam gerekirken haftalar geçti ve şu an birinci ayımız soldu bile ve ben ikjinci yazıyı yazamadım ama yine motiflerden gideceğim bu bir seri haline gelecek
biliyorum ki yazdığım yazıların zamanlamalarını bir süre sonra oturtacağım.
hep bir mektup arkadaşı isterdim ve hiç tanımadığım bana hiç mektup göndermeyen bir mektup arkadaşı edindim bir defter aldım ve her sayfaya bazen iki sayfaya hiç tanımadığım yada tanıdığım belki ben ölünce okuynacak kime yazıldığı belli oplmayan mektuplar yazmaya başladım belki de mektuplarım hiç bir zaman gerçek birine ulaşmayacak ama bu da benim kendi yazarttığım dünyanın düşü.
sonra aklıma gelen kültür barındıran veya başı yada sonu kültür e varan şeyleri not aldığım bir cep defteriş yaptım kendime pek yazmak mı ki bu derseniz evet aslında yazmak bu ama aklındakilerin yarısını falan.
bazen bir insanın hayatının 3 saniyelik hislerini yazdım bazen bir film karesi gibi gözümde canlanan sahneyi
4 kelimeli
k başı sonu olmayan bir şiir yazdım benden başka kimsenin anlamayacağı veya hissedemeyeceği şiirlerdi bunlar. aslında biraz notalara benzetebilirdik oradan yüreğimden bir yerlerden gelen sadece ben okuyunca duyulan. bir melodi.
sonra uzun zaman geçti biraz battım biraz çıktım derken öğrenciliğimde gittiğim yerde insanlarla çevrili olup insan olarak görmediğim onca varlığın arasında nefes almak zorlaştığında
( burada sizden özür diliyorum, size yargılayıcı hissettirmek istemem ama bu durumu anlatmaya başlasam çok kopacağım konudan belki şu okul bitince yazmaya devam ederim.)
yine dostlarımla nefes aldım ve bir dostumla buluştuğumda bana hayal kurmayı bıraktığımı fark ettirdi ne kadar karamsarlaştığımı...
neyse önemi yok şimdi.
daha önce konusu geçen dakikalarca muhabbetini yaptığımız bir konu açıldı.
müzik çalmak, yapmak.
birden bire 30 yaşından sonra kuracağımız o guruba çok da fazla kalmadığından mı nedir yada beni yaşadığımı hissettirmeye bu hayal geri getirdiğinden mi nedir çığlıklarımı içimdeki titremeyi yazdığım bir iki şarkı sözü başladı zihnimde.
müzik varla yok arasında hayalet gibiydi yazarken sonra yazı bitince müzik orada olduğunu unutturdu.
nasıl mırıldanacağımı bilmediğim şarkı sözlerimle kaldım.
şimdi beste yapmayı öğrenmeliyim en azından kaba taslak bir beste olmalı gurubuma sunabileceğim.
yani anlayacağınız bu ara yazıyorum çok yazıyorum kafamda yazıyorum elimde kalemle yazıyorum klavyeyle yazıyorum.
kafam yazmaya odaklanmış biraz dünyadan soyutlanmış durumda
ha bu arada vizeler geliyor ve ben başarının yazından geçemeyeceğimi biliyorum fakat bu önem değil çünkü notlar yazdıklarımı değiştirmemi daha güzel olabileceğini söyleyip kendi eline kalemi alamayanlar gibi bir yargıya sahip.
o notlar benim başarımı belirlemiyor.
yazacağım son nefesime kadar umarım rabbimin izniyle yazacağım.
bazen de konuşacağım.
çok yakında 2027 civarına bir podcast yetiştirmeye çalışıyorum belki! iki? neyse
belki sorarsınız hiç okumuyor musun diye belki de herkesin okumak saymayacağı şekilde okuyorum yolun başında yazanları sadece mutlu oldukları konuda yazanları umursamayanları saklanıp yazanları saklanmadan yazanları buluyorum ve okuyorum ama onlarla ortak noktam şu ki yazdıkları beni de mutlu eden konular onları o yüzden buluyorum saatlerce okuyorum.
beni geliştirdi mi peki?
ah bunu kabul etmeyecekler var bu yazılar seni geliştirmez bunlar acermi diyecekler var ve onlara da evet gerçekten beni geliştirdiler.
neyse düzenlemeye varmayacağım ve eğer zine deki yazılarımı okumak isterseniz
ınstagram da @aski_zine e bakabilirsiniz tanıdığınız kafelere bırakılmışsa sanatçılarımızın sanatlarını sayfaları çevirerek okuyabilir eğer bulunduğunuz yerde dağıtılmamışsa profildeki dihjital versiyonunu okuyabilirsiniz.
daha sonrasında bir kaç yazı paylaşınca teyzemin blog unu da paylaşacağım sizlerle orada da tatlı yazılar ve ilgi alanlarınıza göre yazılar da bulabilirisiniz.
müziklerimle bestelerimle sözlerimle ise belki bir gün karşılaşırsınız ama onun ben olup olmadığını bilir misiniz bilmem.
bağımsız sanatçılığa önem veriyorum umarım bağımsız sanat yapabilmek daha ulaşılabilir olur sizi seviyorum
(şimdi baktım da bu hafta yazılar yayınlanmış takip ettiğim bloglarda)
-Prasa-
Yorumlar
Yorum Gönder